ORMAN
HAFTASI
(21-26
Mart)
Çok eski çağlarda
dünyanın büyük bir kısmı ormanlarla kaplıydı. Alabildiğine uzanan uçsuz
bucaksız ormanlarda dev ağaçlar, sayısız hayvanlar, kuşlar, böcekler yaşardı.
Bu yüzden dünyanın iklimi ve doğal görünümü de günümüzdekinden oldukça
farklıydı.Binlerce yıldır ağaçların acımasızca kesilmesi, insafsızca yakılması
sonucunda dünyanın ormanları azaldı. Birçok yerde iyice tükendi. Toprak
verimsizleşti, çoraklaştı. Özellikle tarım alanı açmak için ormanların
yakılmasıyla çölleşmiş topraklar, uçsuz bucaksız bozkırlar oluştu.Bunun
en tipik ve üzücü örneğini yurdumuzda, İç Anadolu ve Doğu Anadolu'da
alabildiğine uzanan yozlaşmış bozkırlarda görürüz. Bilim adamlarının
araştırmalarına göre 10.000 yıl öncesine kadar, Anadolu'nun % 70'1 ormanlarla
kaplıydı. Acımasızca yapılan tahribat sonucu bugünkü hale gelmiştir
20. Yüzyıla kadar
doğal nedenler, bilinçsiz yararlanmalar ve yangınlarla yok edilen ormanlar
günümüzde hızlı nüfus artışı nedeniyle yeni tarım alanları açmak, konut için
yer sağlamak, sanayi tesisleri kurmak gibi nedenlerle yok edilmektedir. Ayrıca
turizm yapılanması için de önemli miktarda ormanlık alanın, özellikle
yurdumuzda, yok edildiği bilinen bir gerçektir.Aşırı sanayileşmenin getirdiği
kirlilik de eklenince, ormanların azalmasının yarattığı tehlike, dünyanın ve
insanların geleceğini ciddi şekilde tehdit eder olmuştur.Bu tehlikeyle önce
Avrupa ilgilendi. Daha sonra Birleşmiş Milletler Örgütü, konuyu uluslararası
bir sorun olarak ele aldı.21 Mart günü başlayan hafta, orman sevgisini
çoğaltmak, ormanlar hakkında insanları bilgilendirmek, orman konusunu işlemek
için "Orman Haftası "olarak değerlendirilmektedir.
ORMANIN
SAĞLADIĞI YARARLAR
Atalarımız, "Ormanlar yağmurun
yuvalarıdır." demişler. Doğru bir söz değil mi? Ormanlık yerlere, ormansız
yerlerden daha çok yağmur düşer. Bunu hepimiz biliriz. Çünkü ormanlar yağmur
bulutlarını çeker, bol yağışa sebep olur. Yalnız yağışa sebep olmakla kalmaz,
yağan yağmurların sel haline gelmesini de engeller. Böylece toprakların
taşınmasını önler, toprakları korur.
Ormanlardan çeşitli ürünler elde
ederiz:
Bugün orman ürünlerinden elde ettiğimiz pek çok şey
vardır. Çevremize şöyle bir baktığımızda bunları görebiliriz: Evimizdeki masa,
sandalye, döşeme ağaçtan yapılmıştır.Köprüler, iskeleler, telefon direklerinin
çoğu ağaçtan yapılır. Yakacak odunumuz ormandan gelir. Ağaçlar fabrikalarda
işlenerek daha pek çok şey elde edilir.Kısacası kibrit çöpünden oduna, okulun
sırasından, kara tahtasından, binaların yapımına ve defter kağıdından sunî
ipeğe kadar birçok şey hep ağaçtan yapılmıştır.
Ormanlar suların düzenli
akmasını sağlar:
Orman toprakları, suyu emer. Böylece suların
düzenli akmasını sağlar. Şiddetli yağmurların felaket haline gelmesini önler.
Çünkü ağaçlar, gövdeleri ve yapraklarıyla suların hızını keser, yavaş akmasını
sağlar.Ormanlar köy ve kasabalarımızı su baskınlarından korur. Sularla
sürüklenen taş, toprak ve benzeri maddelerin hızını keser. Kısacası bir yerde
orman varsa, orada sular düzenli akar, seller olmaz.
Ormanlar toprağın akıp gitmesini
önler:
Ormanlık arazide ağaçların kökleri
toprağı sıkı sıkıya tutar. Ağaçlardan dökülen yapraklar da, toprağın üzerinde
kalın bir örtü meydana getirir. Sonra bu yapraklar toprakla karışır. Böylece
suyu kolay geçiren bir toprak oluşur. Suyu çok geçiren topraklar az aşınır.
Ağaçların yaprakları da yağmur sularının hızını keser. Bu yüzden yağmur suları
hızlı olarak toprağa düşemez. Onun için de sular ve rüzgarlar toprakları
kolayca alıp götüremez. Böylece erozyon önlenmiş olur.Ağaçlar, kökleriyle toprağı
sıkı sıkıya tuttuğundan, ormanlık yerlerde toprak kaymaları da pek olmaz.Ormanlar
deniz kıyısında da kumların içerilere taşınmasını önler. Çünkü rüzgarlar
ormansız kıyılardan kumları içerilere kadar taşır. Kilometrelerce araziyi kum
içinde bırakır. Ormanlık olan kıyılarda bu durum görülmez.
Ormanlar yaşayışımıza canlılık
katar:
Ormanlık
bölgelerin havası sağlığımız için çok iyidir. Çünkü ormanlar pis havayı
temizler. Ormanlık bölgelerde sıcak ve soğuk hava durmadan yer değiştirir.
Temiz hava insanı sağlıklı kılar. Hastahanelerin, dinlenme evlerinin, kampların
ormanlara yakın yerlerde kurulması bu yüzdendir.Ormanlık yerlerde, şiddetli
soğuklara, kurutucu sıcaklara rastlanmaz. Ormanlar yumuşak, tatlı iklimin
doğmasına yol açar.Ormanlar, hayvanların da barındığı bir yerdir. Onun için
ormanlık bölgelerde her çeşit hayvan bulunur.
Ormanlar yurt savunmasında bize
yardım eder:
Savaş zamanında ormanlar askerlerimizi,
tanklarımızı, cephanemizi saklayacağımız güvenilir yerlerden biridir. Bu yüzden
ormanlar savaş zamanlarında da çok işimize yarar. Ormansız bölgelerde
gizlenmek, saklanmak zor olur. Ayrıca savaşta kullanılan çeşitli patlayıcı
maddelerin yapımında da orman ürünlerinden yararlanılır.
ORMAN VE ÇEVRE
Tüm dünyada olduğu
gibi ülkemizde de binlerce yıldır ormanların değeri; genellikle ormanların
kereste üretim kapasitesi ile ya da ormanlardan elde edilen yakacak miktarıyla
ölçülmüştür.
Binlerce yıldır hakim olan bu düşünce
sonucu önce ağaçlar kesilmiş veya yakılmış, daha sonra toprak çoraklaşıncaya
veya tamamen verimsiz hale gelinceye kadar otlatılmış yada ektansif tarla
tarımı yapılmıştır. Bunun en acı örneğini iç Anadolu ve Doğu Anadolu'da göz
alabildiğine uzanan bozkırlarda görmekteyiz. Bilimsel verilere göre bundan
10.000 yıl öncesine kadar % 70'i ormanlarla kaplı olan Anadolu, yıllarca o
kadar insafsızca tahrip edilmiştir ki; bugün birçok insana "Çölleşmeye yüz
tutmuş bu alanlar neden yurt tutulmuştur?" sorusunu sorduracak bozkırlar
haline getirilmiştir.
20. Yüzyıla kadar, usulsüz faydalanmalar, doğal
nedenler, savaşlar ve yangınlarla tahrip edilen orman alanları, günümüzde hızlı
nüfus artışı sonucunda ortaya çıkan yeni tarım alanları kazanma arzusu, daha
fazla yapacak ve yakacak ihtiyacı ve sanayileşme sonucu ortaya çıkan asit
yağmurları gibi yeni sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Çeşitli kaynaklara
göre bugün dünyamızda her otuz saniyede, bir hektar orman yok edilmekte olup,
insanlığın geleceğini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.
Ormanların yapacak ve yakacak
değeri; bulunduğu ekosistemin, sonuçta ülkenin ve tüm yeryüzünün ekolojik
dengesinin sağlanmasındaki işlevleri ve önemi yanında oldukça az öneme
sahiptir. Bu nedenlerle ormanlarla ilgili yönetim planları hazırlanırken; tüm
çevre koruma, sosyal ve ekonomik konular bir arada düşünülmeli, program ve
stratejiler geliştirilirken ekolojik bütünlük ve sürdürülen üretkenliğin devamı
göz önünde bulundurulmalı-dır.Ormanların
yapacak ve yakacak dışındaki sayısız değerlerinin başlıcalarını şöyle
sıralayabiliriz:
*Ormanlar, çeşitli ağaç türlerinin yanında, çok
zengin orman altı bitki türleri, yaban hayvanları, mikro organizmalar,
böcekler, kuşlar, balıklar ve memeliler için en önemli tabiatlardan biridir. Bu
özelliklerinden dolayı doğal dengenin korunması, işlenmesi ve genetik
kaynakların devamının sağlanması açısından son derece değerli ekosistemlerdir.
Özellikle tropikal yağış ormanları, biyolojik üretkenlik açısından yeryüzünün
en zengin parçalarıdır.
*Ormanlar,
çevrenin iklimini önemli ölçüde etkiler. Yıllık sıcaklık değişmelerin!
azaltarak, yörenin iklimini yumuşatır. Havanın nemini ve yağışları artırır ve
düzenli yağmasını sağlar. Rüzgarların şiddetini azaltır. Bunların yanında, sera
etkisi yapan gazları toplama kapasitesiyle, global ölçekte tüm yeryüzünü tehdit
eden iklim değişikliğini yavaşlatıcı etki yapar. Yeşil bitkiler, özümleme ile
her yıl atmosferdeki toplam karbonun % 14'ü olan,100 milyon ton karbonu alır.
Yaklaşık aynı miktardaki karbon da bitki solunumu ve organik maddelerin
çürümesiyle atmosfere verilir.Milyonlarca yıldır bitkiler özümleme ile
atmosferdeki CO2 gazını kullanarak dengede tutmuştur. Fakat
son yıllarda organik kökenli yakıtların tüketimindeki artış, atmosferdeki CO 2
dengesini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Bunun sonucu ısının 1 derece
artması bile yeryüzünde büyük değişmelere neden olacak ve çok tehlikeli
sonuçlar yaratacaktır. Aynı zamanda ormanlar, denizlerden sonra en fazla O2
üreten doğal kaynaktır. Bir araştırmaya göre 25 metre boyunda ve 15 metre tepe çapındaki
bir kayın ağacı saatte 1,7 Kg .
O2 üretmektedir. Bu miktar 72 kişinin bir saatte tükettiği O2
miktarına eşdeğerdir. Yine aynı kayın ağacı bir saatlik özümleme sırasında 2.350 Kg .CO 2
gazını kullanmakta olup, bu değerde 40 kişinin bir saatte çıkardığı CO 2
miktarına eşittir. İnsan sağlığı açısından ormanların diğer bir özelliği de,
atmosferdeki gaz, duman, buhar ve toz şeklindeki maddeleri tutarak zararlı
etkilerini önler ya da zarar derecelerini önemli ölçüde azaltır.
*Ormanlar
dünya su çevriminde ve rejiminde düzenleyici rol oynadığı gibi, bulundukları
bölgenin su kaynaklarının verimliliğini arttıran, devamlılığını, düzenliliğini
ve su kalitesini sağlayan en önemli doğal regülatörlerdir. Özellikle su rejimi
üzerinde olumlu etkisi Türkiye gibi dağlık arazilerde daha büyük önem
taşımaktadır. Bu tür arazilerde yağışla gelen suların arazide uzun süre
tutulmasını, bütün canlıların bu sudan azami derecede faydalanmasını
sağlamakta, sel ve taşkınları engelleyerek büyük zararları önlemektedir.
*Ormanların bir başka özelliği de toprak oluşumunu ve verimini arttırıcı
etki yapması, erozyonu engelleyerek toprak kaymasını önlemesidir. Ülkemiz
topraklarının, topografik yapısı nedeniyle % 90'ından fazlasının çeşitli
derecelerde erozyona uğramakta, her yıl akarsularla, 10 cm kalınlığında ve Kıbrıs
Adası büyüklüğündeki, 500 milyon ton ağırlığında toprak kitlesi denizlere taşınmaktadır.
Bu kadar
şiddetli bir erozyonun olduğu bir ülkede, tarımın geleceği için tehlike çanları
çalmaya başlamış demektir.
Bugün
sulama ve enerji üretimi amacıyla, iç ve dış kaynaklı çok büyük paralar
karşılığında kurulan barajlarımızın pek çoğu, havzada ağaçlandırma
çalışmalarına önem verilmediği için şiddetli erozyon sonucu hızla dolma
tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Nitekim Keban Barajı Fırat ve Murat
nehirleri, Munzur Çayı, Peri ve Çatlı suları ile yılda toplam 31.5 milyon ton
sediment taşınmaktadır. Böylece barajın faaliyete geçtiği 1974 yılından bu
yana, baraj tabanında 550 milyon tonun üzerinde sediment toplandığı tahmin
edilmektedir. Maalesef, genellikle ormanlardan uzak ve tamamen çıplak olan
baraj havzalarımızın hemen hepsinde aynı durum söz konusudur. Bu nedenle bir an
önce baraj havzalarında arazi kullanım planları yapılarak, tarım yapılan
sahalarda koruyucu tedbirlerin alınması, süratle ağaçlandırma çalışmalarının
yapılması gerekmektedir.
*Ormanlar yerel halk için sosyo kültürel bir çevre
oluşturmaktadır. Çevresini süsler, güzelleştirir ve doğal peyzajı tamamlayarak
estetik etkisini artırır. İnsanların piknik yapma, eğlenme, dinlenme, gezip
dolaşma ile dağ sporları, kayak yapma ve avcılık gibi sportif faaliyetlerin
yapılmasına, her türlü kamp alanlarının kurulmasına uygun koşullar yaratır.
Orman içinde ateş yakmak da çok
tehlikelidir. Çeşitli ve zorunlu nedenlerle ateş yakarsak, isimiz bittikten
sonra ateşin üzerine toprak atıp iyice ve tam olarak söndürmeliyiz.
Söndürülmeyen ateşi rüzgar sağa sola götürür, yangın çıkmasına neden olur.Biz
yakmamış olsak bile ormanda iyice sönmemiş ateş görürsek hemen söndürmeleyiz.
Kendimiz söndüremiyorsak çevreden yardım istemeliyiz; karakola, muhtara, resmî
kuruluşlara haber vermeliyiz. Bu, bir vatandaşlık görevidir.
Kaçak ağaç kesimini önlemek:
Kaçak
ağaç kesmek de ormanları yok eden başka bir sebeptir. Ormandan izinsiz ağaç
kesmek, bindiğimiz dalı kesmek demektir. Çünkü usulsüz ağaç kesmek, ormanların
büyüyüp gelişmesini engeller.Ormandan ağaç kesmenin bir yolu vardır. Orman
mühendisleri, ormanda her yıl hangi ağaçların kesileceğin! belirtirler.
Belirtilen bu ağaçlar kesilmelidir. Buna "düzenli kesim" denir.
Düzenli kesimle hem ihtiyaçlar karşılanır, hem de ormanların büyümesi,
gelişmesi sağlanır.
Keçilerden korumak:
Keçiler
de ormanların baş düşmanıdır. Çünkü keçiler, genç fidanların uç dallarını
yemesini pek severler. Ormana girince küçük demez, büyük demez,
yetişebildikleri her şeyi yerler.
Bu yüzden uç
dalları koparılmış fidanlar da büyüyemez, ölür. Körpe fidanlar böyle yok ola
ola, orman da köyümüzden, kentimizden uzaklaşır.Yapılacak iş ormana zararlı
olan keçi yerine, koyun, inek gibi hayvanları beslemek ya da keçileri ormandan
uzak tutmaktır.
Tarla açmayı önlemek:
Ormanın
değerini bilmeyenler, bazen bir karış toprak için binlerce ağaca kıyarak tarla
açarlar. Bu şekilde tarla açmak, bize hiçbir şey kazandırmaz. Gerçekte orman
toprağı çok verimli değildir. Bu yüzden ormandan açılan tarlalar pek verimli
olmaz. Birkaç yıl ekildikten sonra verim iyice düşer. Emeğimizin karşılığını
alamayız. Alamayınca da üç beş yıla bir yeni tarla açmak isteriz. Sonunda
memleketimizde orman kalmaz.Tarla yoksa, orman işlerinde çalışılmalıdır. Hayvan
beslenmelidir. Arıcılık, tavukçuluk yapılmalıdır.
ORMAN AĞAÇLARI VE HAYVANLARI
Kestane-Kızıl ağaç-Bodur
meşe-Ladin-Gürgen-Meşe-Kayın-Orman Çamı-Ada Çamı-Sedir-Ardıç-Selvi-
Köstebek-Tarla
faresi-Dağ faresi-Tavşan-Gelincik-Tilki-Kirpi-Porsuk-Sincap-Ayı-Su Samuru-Vaşak-Yaban Domuzu
YURDUMUZDA
MİLLÎ PARKLAR
Bilimsel incelemeler, araştırmalar yapmak, halkın
dinlenmesini sağlamak, turizme cevap vermek, doğal ve kültürel değerleri
korumak gibi amaçlarla doğal ve estetik bakımdan yeterli durumda bulunan kimi
orman alanları "Millî Park" haline getiriliyor.
Millî parklarda ekonomik yönden sadece
turizm etkinliğine izin verilir. Çok küçük bir istisna dışında avlanmak da
yasaktır.
1.Yozgat Çamlığı 9. Kuşcenneti
(Balıkesir-Bandırma) 13.
Karatepe-Aslantaş (Adana)
2.Uludağ (Bursa) 10. Soğuksu (Ankara-Kızılcahamam) 14. Dilek Yarımadası (Kuşadası)
3.Sipildağ (Manisa) 11.
Köprülü Kanyonu (Antalya-Manavgat) 15.
Kızıldağ (İsparta)
4.İlgaz Dağı (Çankırı) 12.
Termessos (Antalya) 16.
Başkomutan Parkı (Afyon)
5.Adıyaman Nemrut (Adıyaman) 17.
Göreme (Nevşehir)
6
.Kovada
(İsparta) 18.
Maçka Altındere Vadisi (Trabzon)
7.Munzur Vadisi (Tunceli) 19.
Boğazköy Alacahöyük (Çorum)
8.Olimpos
Beydağları (Antalya) 20. Gelibolu Yarımadası
(Çanakkale)
Millî Parklar Yasası'na göre, uygun olan alanlar,
Bakanlar Kurulu kararıyla "Millî Park" olarak belirlenir.
Millî Parklar Kanunu kapsamına giren yerlerde doğal
ve ekolojik denge bozulamaz, yaban hayatı tahrip edilemez. Toprak, su ve hava
kirlenmesi gibi çevre sorunları yaratacak etkinlikler yapılamaz. Yasada yazılı
yasaklara ve zorunluluklara aykırı davrananlar cezalandırılır.
YABAN
ORMANLARI
Bulunduğumuz yerlerin çevresinde çeşitli
ormanlar vardır. Buralarda bodur ağaçlardan, minareler gibi uzun ağaçlara kadar
çeşitli ağaçlar görürüz. Bunlar, bizim iklimlerde yetişen ağaçlardır. Bir de
bizim görmediğimiz, adım atılmamış, balta girmemiş ormanlar vardır ki oralarda
dağlar gibi boy atan ağaçlar bulunur. Aralarında da bizim ormanlarımızda
gördüğümüz sincaplar, karacalar, tilkiler değil, çok korkunç, yırtıcı hayvanlar
yaşar.Birçoklarının "yağmur ormanları" adını verdiği "tropikal
ormanlar" bir yeşillik okyanusuna benzetilebilir. Bu ormanlarda akarsular,
üzerlerini örten yoğun, sık ağaç dalları yüzünden görülemezler. Sanki yeşil bir
tünel içinde akıp gitmektedirler.Yaban ormanlarında bulunan hayvanlar, bitkiler
aklın alamayacağı kadar çok çeşitlidir. Bu bakımdan, denizlerden hiç aşağı
kalmazlar.
Bir kilometre
karelik bir bölgede binlerce çeşit bitkinin yaşamasına karşılık, ılıman
bölgelerde en çok 20 çeşit bitkiye rastlanır.Tropikal orman içinde yürürken bir
ara durup çevremize bakınacak olursak her yandan hayat fışkırdığını
görürüz.Yaban ormanlarında hemen her mevsim yazdır.Yağmurların azalıp
çoğalmasından başka hiçbir mevsim ayrımı yapılamaz. Güneşin kızgın sıcağı,
nemin etkisiyle büyüyen bitkilerin çoğu dev boylara ulaşmıştır. Menekşelerle
aynı takımdan olan birçok bitki, kiraz ağacı boyuna erişir. Güller de 5-6 metre boyunda birer ağaç
olurlar. Bütün bunların arasından birdenbire 70 metreye yükselen dev ağaçlar
sivriliverir.Bu yaban ormanları Afrika'da Kongo Havzasında,
Guinea Körfezi kıyılarında, Madagaskar Adası'nın doğu kesimlerinde, Güney
Afrika'da, Amazon Bölgesinde, Büyük Okyanus'ta Endonezya Adalarında,
Hindistan'ın batısında görülür.
GEÇMİŞTEN
GÜNÜMÜZE ORMAN
Orman, hayatımızda büyük yeri olan bir
varlıktır. Okuduğunuz kitabın kağıdı, ormanlarda yetişen ağaçlardan yapıldığı
gibi, kullandığımız kalemin, oturduğumuz iskemlenin, kullandığımız masanın
tahtası da ormandan gelmiştir. Ayrıca, ağaçların havayı temizlemek gibi büyük
bir yararı da vardır.Beşikten mezara kadar muhtaç olduğumuz ormanların değeri,
ne yazık ki eskiden hiç anlaşılamamıştı; bugün bile gereğince
anlaşılamamıştır.Eskiden yeryüzünün büyük bir kısmı ormanlarla kaplıydı. İlk
insanlar onları kendilerine düşman saydılar. Çünkü ağaçlar insanların hayvan
besleyecekleri, tahıl yetiştirecekleri yerleri kaplıyordu. Üstelik, ormanlar
tehlikeli hayvanlarla da doluydu. Bundan dolayı, ilkel insanlar ormanları
şeytanların, kötü ruhların yatağı sayarlardı. Bu bakımdan, ormanlar onlar için
yok edilmesi gereken bir varlıktı.ilkel insanların bu inançları
çağlar boyunca sürüp gitti. Hiç kimse ormanları korumayı düşünmüyor, yakacak
olarak kullanmak, kayık, gemi, çeşitli eşya yapmak için alabildiğine kesmekten
kaçınmıyordu. Toprağa ihtiyaç olunca ilk akla gelen şey, ormanı yakarak yer
kazanmaktı. "Günün birinde ormana ihtiyacımız olur." düşüncesi
kimsenin aklına gelmiyordu. Bu yanlış düşünceler milyarlarca ağacın yok
edilmesine yol açtı.
Bugün bütün devletler ormanların
faydalarını anlamış olmakla birlikte doğanın bi eşsiz kaynağı gene de
yakılmaktan, kesilmekten kurtulamamıştır
ÇEVREMİZİ
AĞAÇLANDIRALIM
Ağaçlandırma denildiği zaman sadece
ormanlık alanlardaki ağaçlandırma çalışmaları düşünülmemelidir. Her yerde ve
her çeşit ağaç dikimi ve yetiştirilmesi bunun içine girer. Çocuk, genç,
öğrenci, kadın, erkek, yaşlı hepimiz birlikte, el ele vererek çalışıp çevremizi
ağaçlandırmalıyız. Evimizin, okulumuzun bahçesine; köyümüzün, kasabamızın
yollarına, koruluklarına; ırmak, göl kenarlarına, kısacası yetişebileceği her
yere ağaç dikmeliyiz.Ağaç dikmek ve yetiştirmek bir vatan borcu olduğu kadar
dinimizce de kutsal bir görevdir. Hz.Muhammet bu konuda şöyle diyor: "Bir
kimse bir ağaç dikerse, Allah o kimseye o ağacın meyvesi kadar sevap
yazar."Ağaç dikme işinde, bulunduğumuz yerdeki uzman ve
yetkili kişilerle işbirliği yapılmalıdır. Ağaçlandırmaya devletimiz büyük önem
vermektedir.Ağaç
dikmek isteyenlere her türlü yardımı yapmaktadır.
İsteyenlere tek
tek ya da grup olarak ağaçlar, malzemeler sağlamaktadır. Bundan yararlanarak
koruluklar, fidanlıklar oluşturulabilir. Çevredeki insanlar birlikte hareket
ettikleri takdirde bu iş daha kolay yürütülür.Ormanlık bölgelerde, orman
işlerinde ve ağaçlandırma çalışmalarında yurttaşlarımıza yardımcı olan, onlara
yol gösteren çeşitli kurumlar vardır.Bunlar:
1. Fidanlık Müdürlükleri,2. Ağaçlandırma Grup Müdürlüğü,3. Toprak Muhafaza Grubu,4. Köy Kalkındırma Grubu.
Bütün
orman işleri ve ağaçlandırma çalışmalarımızda bu kuruluşların yardımım
isteyebilir, ihtiyaç duyduğumuz konularda buralardaki yetkililere danışabiliriz
GÜZEL
SÖZLER-ŞİİRLER
*Orman bekçi ile değil, sevgi
ile korunur.
*Orman, tarımın sigortasıdır.
*Ağaçlı köyü sel basmaz..
*Ağaç dikmek değil, büyütmek
sorundur.
*Ağacın yemişi, o ağacı
yetiştirmenin sadakasıdır.
*Ormansız bir yurt, vatan
değildir. (Atatürk)
*Uygarlığın temelinde ağaç,
çiçek ve yeşillik bulunmaktadır.
*Ormanımda bir dalı kesenin
başını keserim. (Fatih Sultan Mehmet)
*Bir kimse bir ağaç dikerse
Allah, o ağacın meyvesi kadar o kimseye sevap yazar. (Hz.Muhammet)
*Çiçekler ağacın gözü, kuşlar
dilidir. (Cenap Şehabettin)
*Bir milletin medeniyet
seviyesi, üzerinde yaşadığı toprakları ağaçlandırmasıyla ölçülür. (Franklin
Roosevelt)
*Ağaç, geçmişi geleceğe bağlar.
Size sabrı öğretir. Beraber yaşamanın, faydalı olmanın zevkini verir.(M.Prevast)
*Bağa geliniz, yeşil giymiş
tabiatı seyrediniz. İçiniz açılır, ruhunuz neşe bulur. (Mevlana)
*Ormana nasıl haykırırsan öyle
karşılık verir. (Fin atasözü)
*Ağaca beşikten mezara kadar
muhtacız. (Türk atasözü)
*Ağaçsız memleket duvaksız
geline benzer. (Türk atasözü)
*Ağaç kökünden yıkılır. (Türk
atasözü)
*
AĞAÇLARIMIZ
Ağaçlar da
insanlar gibi, Türküler
söyler gelince bahar,
Seveni olur,
sevmeyeni... Yaza,
Kışa hazırlık yaparlar,
Keserseniz ağaçları, Bir
kuşağın diktiği ağacın gölgesinde gelecek kuşaklar serinler. (Çin
atasözü)
*Yaş kesen baş keser. (Türk
atasözü)
*Ağaç diken, kendinden başkasını
da sevdiğin! gösterir. (Amerikan atasözü)
ORMANLAR
Kuşlar öter dallarında
Okuruz
ya masalları, şiirleri,
Çiçekler açar, Yazarız
ya ak kağıtlara,
Kaynaşır bağrında
bin bir renk; İçimizde
bir ırmak akar;
Güzelliğimizdir
ormanlar. Kitabımızdır
ormanlar.
Konuk eder
yıldızları, Kuş,
geyik, ceylan
Bulutları sağar, Ve
yedisinden yetmişine dek
Temiz hava, bol
güneş, Tüm
insanlar Paylaşırız meyvelerini;
Soluğumuzdur
ormanlar. Besinimizdir
ormanlar;
M.Güner DEMİRAY Ağaçların da var yürekleri,
Tıpkı dövülen
insanlar gibi. Ağaçlar
da tıpkı bizler gibi.
Ağaçlar da
insanlar gibidir, Korumalı
ağaçları,
Onlar da çalışır
durmadan. Ormanlar
yetiştirmeli.
Ve hepsi de
yararlıdır, Yakmadan,
kesmeden çoğaltmalı,
Örnek bir insan
gibi. İnsanları
sever gibi, Ağaçları da sevmeli.
Behçet
NECATİGİL
AĞAÇ SEVGİSİ
Kucak açarsın herkese Bu dost, şu düşman demeden. Güzel yurdumun süsüsün, Bulutlara
dal uzatan.
İyilik yaparsın herkese, Bir karşılık beklemeden. Kuru, yeşil
örtüsüsün, Gölge veren, dal uzatan.
Ne kadar çok
çeşidin var, Elma, armut, meşe,kavak...
Tatsız geçer sensiz bahar, Sensiz
toprak olur kurak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder