21 Kasım 2013 Perşembe

ORMAN HAFTASI


ORMAN HAFTASI
(21-26 Mart)
Çok eski çağlarda dünyanın büyük bir kısmı ormanlarla kaplıydı. Alabildiğine uzanan uçsuz bucaksız ormanlarda dev ağaçlar, sayısız hayvanlar, kuşlar, böcekler yaşardı. Bu yüzden dünyanın iklimi ve doğal görünümü de günümüzdekinden oldukça farklıydı.Binlerce yıldır ağaçların acımasızca kesilmesi, insafsızca yakılması sonucunda dünyanın ormanları azaldı. Birçok yerde iyice tükendi. Toprak verimsizleşti, çoraklaştı. Özellikle tarım alanı açmak için ormanların yakılmasıyla çölleşmiş topraklar, uçsuz bucaksız bozkırlar oluştu.Bunun en tipik ve üzücü örneğini yurdumuzda, İç Anadolu ve Doğu Anadolu'da alabildiğine uzanan yozlaşmış bozkırlarda görürüz. Bilim adamlarının araştırmalarına göre 10.000 yıl öncesine kadar, Anadolu'nun % 70'1 ormanlarla kaplıydı. Acımasızca yapılan tahribat sonucu bugünkü hale gelmiştir
20. Yüzyıla kadar doğal nedenler, bilinçsiz yararlanmalar ve yangınlarla yok edilen ormanlar günümüzde hızlı nüfus artışı nedeniyle yeni tarım alanları açmak, konut için yer sağlamak, sanayi tesisleri kurmak gibi nedenlerle yok edilmektedir. Ayrıca turizm yapılanması için de önemli miktarda ormanlık alanın, özellikle yurdumuzda, yok edildiği bilinen bir gerçektir.Aşırı sanayileşmenin getirdiği kirlilik de eklenince, ormanların azalmasının yarattığı tehlike, dünyanın ve insanların geleceğini ciddi şekilde tehdit eder olmuştur.Bu tehlikeyle önce Avrupa ilgilendi. Daha sonra Birleşmiş Milletler Örgütü, konuyu uluslararası bir sorun olarak ele aldı.21 Mart günü başlayan hafta, orman sevgisini çoğaltmak, ormanlar hakkında insanları bilgilendirmek, orman konusunu işlemek için "Orman Haftası "olarak değerlendirilmektedir.
ORMANIN SAĞLADIĞI YARARLAR
Atalarımız, "Ormanlar yağmurun yuvalarıdır." demişler. Doğru bir söz değil mi? Ormanlık yerlere, ormansız yerlerden daha çok yağmur düşer. Bunu hepimiz biliriz. Çünkü ormanlar yağmur bulutlarını çeker, bol yağışa sebep olur. Yalnız yağışa sebep olmakla kalmaz, yağan yağmurların sel haline gelmesini de engeller. Böylece toprakların taşınmasını önler, toprakları korur.
Ormanlardan çeşitli ürünler elde ederiz:
Bugün orman ürünlerinden elde ettiğimiz pek çok şey vardır. Çevremize şöyle bir baktığımızda bunları görebiliriz: Evimizdeki masa, sandalye, döşeme ağaçtan yapılmıştır.Köprüler, iskeleler, telefon direklerinin çoğu ağaçtan yapılır. Yakacak odunumuz ormandan gelir. Ağaçlar fabrikalarda işlenerek daha pek çok şey elde edilir.Kısacası kibrit çöpünden oduna, okulun sırasından, kara tahtasından, binaların yapımına ve defter kağıdından sunî ipeğe kadar birçok şey hep ağaçtan yapılmıştır.
Ormanlar suların düzenli akmasını sağlar:
Orman toprakları, suyu emer. Böylece suların düzenli akmasını sağlar. Şiddetli yağmurların felaket haline gelmesini önler. Çünkü ağaçlar, gövdeleri ve yapraklarıyla suların hızını keser, yavaş akmasını sağlar.Ormanlar köy ve kasabalarımızı su baskınlarından korur. Sularla sürüklenen taş, toprak ve benzeri maddelerin hızını keser. Kısacası bir yerde orman varsa, orada sular düzenli akar, seller olmaz.
Ormanlar toprağın akıp gitmesini önler:
            Ormanlık arazide ağaçların kökleri toprağı sıkı sıkıya tutar. Ağaçlardan dökülen yapraklar da, toprağın üzerinde kalın bir örtü meydana getirir. Sonra bu yapraklar toprakla karışır. Böylece suyu kolay geçiren bir toprak oluşur. Suyu çok geçiren topraklar az aşınır. Ağaçların yaprakları da yağmur sularının hızını keser. Bu yüzden yağmur suları hızlı olarak toprağa düşemez. Onun için de sular ve rüzgarlar toprakları kolayca alıp götüremez. Böylece erozyon önlenmiş olur.Ağaçlar, kökleriyle toprağı sıkı sıkıya tuttuğundan, ormanlık yerlerde toprak kaymaları da pek olmaz.Ormanlar deniz kıyısında da kumların içerilere taşınmasını önler. Çünkü rüzgarlar ormansız kıyılardan kumları içerilere kadar taşır. Kilometrelerce araziyi kum içinde bırakır. Ormanlık olan kıyılarda bu durum görülmez.
Ormanlar yaşayışımıza canlılık katar:
            Ormanlık bölgelerin havası sağlığımız için çok iyidir. Çünkü ormanlar pis havayı temizler. Ormanlık bölgelerde sıcak ve soğuk hava durmadan yer değiştirir. Temiz hava insanı sağlıklı kılar. Hastahanelerin, dinlenme evlerinin, kampların ormanlara yakın yerlerde kurulması bu yüzdendir.Ormanlık yerlerde, şiddetli soğuklara, kurutucu sıcaklara rastlanmaz. Ormanlar yumuşak, tatlı iklimin doğmasına yol açar.Ormanlar, hayvanların da barındığı bir yerdir. Onun için ormanlık bölgelerde her çeşit hayvan bulunur.




Ormanlar yurt savunmasında bize yardım eder:
Savaş zamanında ormanlar askerlerimizi, tanklarımızı, cephanemizi saklayacağımız güvenilir yerlerden biridir. Bu yüzden ormanlar savaş zamanlarında da çok işimize yarar. Ormansız bölgelerde gizlenmek, saklanmak zor olur. Ayrıca savaşta kullanılan çeşitli patlayıcı maddelerin yapımında da orman ürünlerinden yararlanılır.

ORMAN VE ÇEVRE

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de binlerce yıldır ormanların değeri; genellikle ormanların kereste üretim kapasitesi ile ya da ormanlardan elde edilen yakacak miktarıyla ölçülmüştür.
            Binlerce yıldır hakim olan bu düşünce sonucu önce ağaçlar kesilmiş veya yakılmış, daha sonra toprak çoraklaşıncaya veya tamamen verimsiz hale gelinceye kadar otlatılmış yada ektansif tarla tarımı yapılmıştır. Bunun en acı örneğini iç Anadolu ve Doğu Anadolu'da göz alabildiğine uzanan bozkırlarda görmekteyiz. Bilimsel verilere göre bundan 10.000 yıl öncesine kadar % 70'i ormanlarla kaplı olan Anadolu, yıllarca o kadar insafsızca tahrip edilmiştir ki; bugün birçok insana "Çölleşmeye yüz tutmuş bu alanlar neden yurt tutulmuştur?" sorusunu sorduracak bozkırlar haline getirilmiştir.
20. Yüzyıla kadar, usulsüz faydalanmalar, doğal nedenler, savaşlar ve yangınlarla tahrip edilen orman alanları, günümüzde hızlı nüfus artışı sonucunda ortaya çıkan yeni tarım alanları kazanma arzusu, daha fazla yapacak ve yakacak ihtiyacı ve sanayileşme sonucu ortaya çıkan asit yağmurları gibi yeni sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Çeşitli kaynaklara göre bugün dünyamızda her otuz saniyede, bir hektar orman yok edilmekte olup, insanlığın geleceğini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.
            Ormanların yapacak ve yakacak değeri; bulunduğu ekosistemin, sonuçta ülkenin ve tüm yeryüzünün ekolojik dengesinin sağlanmasındaki işlevleri ve önemi yanında oldukça az öneme sahiptir. Bu nedenlerle ormanlarla ilgili yönetim planları hazırlanırken; tüm çevre koruma, sosyal ve ekonomik konular bir arada düşünülmeli, program ve stratejiler geliştirilirken ekolojik bütünlük ve sürdürülen üretkenliğin devamı göz önünde bulundurulmalı-dır.Ormanların yapacak ve yakacak dışındaki sayısız değerlerinin başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz:
*Ormanlar, çeşitli ağaç türlerinin yanında, çok zengin orman altı bitki türleri, yaban hayvanları, mikro organizmalar, böcekler, kuşlar, balıklar ve memeliler için en önemli tabiatlardan biridir. Bu özelliklerinden dolayı doğal dengenin korunması, işlenmesi ve genetik kaynakların devamının sağlanması açısından son derece değerli ekosistemlerdir. Özellikle tropikal yağış ormanları, biyolojik üretkenlik açısından yeryüzünün en zengin parçalarıdır.
*Ormanlar, çevrenin iklimini önemli ölçüde etkiler. Yıllık sıcaklık değişmelerin! azaltarak, yörenin iklimini yumuşatır. Havanın nemini ve yağışları artırır ve düzenli yağmasını sağlar. Rüzgarların şiddetini azaltır. Bunların yanında, sera etkisi yapan gazları toplama kapasitesiyle, global ölçekte tüm yeryüzünü tehdit eden iklim değişikliğini yavaşlatıcı etki yapar. Yeşil bitkiler, özümleme ile her yıl atmosferdeki toplam karbonun % 14'ü olan,100 milyon ton karbonu alır. Yaklaşık aynı miktardaki karbon da bitki solunumu ve organik maddelerin çürümesiyle atmosfere verilir.Milyonlarca yıldır bitkiler özümleme ile atmosferdeki CO2  gazını kullanarak dengede tutmuştur. Fakat son yıllarda organik kökenli yakıtların tüketimindeki artış, atmosferdeki CO 2 dengesini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Bunun sonucu ısının 1 derece artması bile yeryüzünde büyük değişmelere neden olacak ve çok tehlikeli sonuçlar yaratacaktır. Aynı zamanda ormanlar, denizlerden sonra en fazla O2 üreten doğal kaynaktır. Bir araştırmaya göre 25 metre boyunda ve 15 metre tepe çapındaki bir kayın ağacı saatte 1,7 Kg. O2 üretmektedir. Bu miktar 72 kişinin bir saatte tükettiği O2 miktarına eşdeğerdir. Yine aynı kayın ağacı bir saatlik özümleme sırasında 2.350 Kg.CO 2 gazını kullanmakta olup, bu değerde 40 kişinin bir saatte çıkardığı CO 2 miktarına eşittir. İnsan sağlığı açısından ormanların diğer bir özelliği de, atmosferdeki gaz, duman, buhar ve toz şeklindeki maddeleri tutarak zararlı etkilerini önler ya da zarar derecelerini önemli ölçüde azaltır.
*Ormanlar dünya su çevriminde ve rejiminde düzenleyici rol oynadığı gibi, bulundukları bölgenin su kaynaklarının verimliliğini arttıran, devamlılığını, düzenliliğini ve su kalitesini sağlayan en önemli doğal regülatörlerdir. Özellikle su rejimi üzerinde olumlu etkisi Türkiye gibi dağlık arazilerde daha büyük önem taşımaktadır. Bu tür arazilerde yağışla gelen suların arazide uzun süre tutulmasını, bütün canlıların bu sudan azami derecede faydalanmasını sağlamakta, sel ve taşkınları engelleyerek büyük zararları önlemektedir.
*Ormanların bir başka özelliği de toprak oluşumunu ve verimini arttırıcı etki yapması, erozyonu engelleyerek toprak kaymasını önlemesidir. Ülkemiz topraklarının, topografik yapısı nedeniyle % 90'ından fazlasının çeşitli derecelerde erozyona uğramakta, her yıl akarsularla, 10 cm kalınlığında ve Kıbrıs Adası büyüklüğündeki, 500 milyon ton ağırlığında toprak kitlesi denizlere taşınmaktadır.
Bu kadar şiddetli bir erozyonun olduğu bir ülkede, tarımın geleceği için tehlike çanları çalmaya başlamış demektir.
            Bugün sulama ve enerji üretimi amacıyla, iç ve dış kaynaklı çok büyük paralar karşılığında kurulan barajlarımızın pek çoğu, havzada ağaçlandırma çalışmalarına önem verilmediği için şiddetli erozyon sonucu hızla dolma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Nitekim Keban Barajı Fırat ve Murat nehirleri, Munzur Çayı, Peri ve Çatlı suları ile yılda toplam 31.5 milyon ton sediment taşınmaktadır. Böylece barajın faaliyete geçtiği 1974 yılından bu yana, baraj tabanında 550 milyon tonun üzerinde sediment toplandığı tahmin edilmektedir. Maalesef, genellikle ormanlardan uzak ve tamamen çıplak olan baraj havzalarımızın hemen hepsinde aynı durum söz konusudur. Bu nedenle bir an önce baraj havzalarında arazi kullanım planları yapılarak, tarım yapılan sahalarda koruyucu tedbirlerin alınması, süratle ağaçlandırma çalışmalarının yapılması gerekmektedir.
*Ormanlar yerel halk için sosyo kültürel bir çevre oluşturmaktadır. Çevresini süsler, güzelleştirir ve doğal peyzajı tamamlayarak estetik etkisini artırır. İnsanların piknik yapma, eğlenme, dinlenme, gezip dolaşma ile dağ sporları, kayak yapma ve avcılık gibi sportif faaliyetlerin yapılmasına, her türlü kamp alanlarının kurulmasına uygun koşullar yaratır.
            Orman içinde ateş yakmak da çok tehlikelidir. Çeşitli ve zorunlu nedenlerle ateş yakarsak, isimiz bittikten sonra ateşin üzerine toprak atıp iyice ve tam olarak söndürmeliyiz. Söndürülmeyen ateşi rüzgar sağa sola götürür, yangın çıkmasına neden olur.Biz yakmamış olsak bile ormanda iyice sönmemiş ateş görürsek hemen söndürmeleyiz. Kendimiz söndüremiyorsak çevreden yardım istemeliyiz; karakola, muhtara, resmî kuruluşlara haber vermeliyiz. Bu, bir vatandaşlık görevidir.
Kaçak ağaç kesimini önlemek:
            Kaçak ağaç kesmek de ormanları yok eden başka bir sebeptir. Ormandan izinsiz ağaç kesmek, bindiğimiz dalı kesmek demektir. Çünkü usulsüz ağaç kesmek, ormanların büyüyüp gelişmesini engeller.Ormandan ağaç kesmenin bir yolu vardır. Orman mühendisleri, ormanda her yıl hangi ağaçların kesileceğin! belirtirler. Belirtilen bu ağaçlar kesilmelidir. Buna "düzenli kesim" denir. Düzenli kesimle hem ihtiyaçlar karşılanır, hem de ormanların büyümesi, gelişmesi sağlanır.
Keçilerden korumak:
            Keçiler de ormanların baş düşmanıdır. Çünkü keçiler, genç fidanların uç dallarını yemesini pek severler. Ormana girince küçük demez, büyük demez, yetişebildikleri her şeyi yerler.
Bu yüzden uç dalları koparılmış fidanlar da büyüyemez, ölür. Körpe fidanlar böyle yok ola ola, orman da köyümüzden, kentimizden uzaklaşır.Yapılacak iş ormana zararlı olan keçi yerine, koyun, inek gibi hayvanları beslemek ya da keçileri ormandan uzak tutmaktır.
Tarla açmayı önlemek:
            Ormanın değerini bilmeyenler, bazen bir karış toprak için binlerce ağaca kıyarak tarla açarlar. Bu şekilde tarla açmak, bize hiçbir şey kazandırmaz. Gerçekte orman toprağı çok verimli değildir. Bu yüzden ormandan açılan tarlalar pek verimli olmaz. Birkaç yıl ekildikten sonra verim iyice düşer. Emeğimizin karşılığını alamayız. Alamayınca da üç beş yıla bir yeni tarla açmak isteriz. Sonunda memleketimizde orman kalmaz.Tarla yoksa, orman işlerinde çalışılmalıdır. Hayvan beslenmelidir. Arıcılık, tavukçuluk yapılmalıdır.
ORMAN AĞAÇLARI VE HAYVANLARI
Kestane-Kızıl ağaç-Bodur meşe-Ladin-Gürgen-Meşe-Kayın-Orman Çamı-Ada Çamı-Sedir-Ardıç-Selvi-

Köstebek-Tarla faresi-Dağ faresi-Tavşan-Gelincik-Tilki-Kirpi-Porsuk-Sincap-Ayı-Su Samuru-Vaşak-Yaban Domuzu
YURDUMUZDA MİLLÎ PARKLAR
Bilimsel incelemeler, araştırmalar yapmak, halkın dinlenmesini sağlamak, turizme cevap vermek, doğal ve kültürel değerleri korumak gibi amaçlarla doğal ve estetik bakımdan yeterli durumda bulunan kimi orman alanları "Millî Park" haline getiriliyor.
         Millî parklarda ekonomik yönden sadece turizm etkinliğine izin verilir. Çok küçük bir istisna dışında avlanmak da yasaktır.

1.Yozgat Çamlığı                   9. Kuşcenneti (Balıkesir-Bandırma)              13. Karatepe-Aslantaş (Adana)
2.Uludağ (Bursa)                   10. Soğuksu (Ankara-Kızılcahamam)            14. Dilek Yarımadası (Kuşadası)
3.Sipildağ (Manisa)                11. Köprülü Kanyonu (Antalya-Manavgat)  15. Kızıldağ (İsparta)
4.İlgaz Dağı (Çankırı)                        12. Termessos (Antalya)                                16. Başkomutan Parkı (Afyon)
5.Adıyaman Nemrut (Adıyaman)                                                                17. Göreme (Nevşehir)
6
.Kovada (İsparta)                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                  18. Maçka Altındere Vadisi (Trabzon)
7.Munzur Vadisi (Tunceli)                                                                             19. Boğazköy Alacahöyük (Çorum)
8.Olimpos Beydağları (Antalya)                                                                   20. Gelibolu Yarımadası (Çanakkale)   
Millî Parklar Yasası'na göre, uygun olan alanlar, Bakanlar Kurulu kararıyla "Millî Park" olarak belirlenir.                            
Millî Parklar Kanunu kapsamına giren yerlerde doğal ve ekolojik denge bozulamaz, yaban hayatı tahrip edilemez. Toprak, su ve hava kirlenmesi gibi çevre sorunları yaratacak etkinlikler yapılamaz. Yasada yazılı yasaklara ve zorunluluklara aykırı davrananlar cezalandırılır.
YABAN ORMANLARI
            Bulunduğumuz yerlerin çevresinde çeşitli ormanlar vardır. Buralarda bodur ağaçlardan, minareler gibi uzun ağaçlara kadar çeşitli ağaçlar görürüz. Bunlar, bizim iklimlerde yetişen ağaçlardır. Bir de bizim görmediğimiz, adım atılmamış, balta girmemiş ormanlar vardır ki oralarda dağlar gibi boy atan ağaçlar bulunur. Aralarında da bizim ormanlarımızda gördüğümüz sincaplar, karacalar, tilkiler değil, çok korkunç, yırtıcı hayvanlar yaşar.Birçoklarının "yağmur ormanları" adını verdiği "tropikal ormanlar" bir yeşillik okyanusuna benzetilebilir. Bu ormanlarda akarsular, üzerlerini örten yoğun, sık ağaç dalları yüzünden görülemezler. Sanki yeşil bir tünel içinde akıp gitmektedirler.Yaban ormanlarında bulunan hayvanlar, bitkiler aklın alamayacağı kadar çok çeşitlidir. Bu bakımdan, denizlerden hiç aşağı kalmazlar.
Bir kilometre karelik bir bölgede binlerce çeşit bitkinin yaşamasına karşılık, ılıman bölgelerde en çok 20 çeşit bitkiye rastlanır.Tropikal orman içinde yürürken bir ara durup çevremize bakınacak olursak her yandan hayat fışkırdığını görürüz.Yaban ormanlarında hemen her mevsim yazdır.Yağmurların azalıp çoğalmasından başka hiçbir mevsim ayrımı yapılamaz. Güneşin kızgın sıcağı, nemin etkisiyle büyüyen bitkilerin çoğu dev boylara ulaşmıştır. Menekşelerle aynı takımdan olan birçok bitki, kiraz ağacı boyuna erişir. Güller de 5-6 metre boyunda birer ağaç olurlar. Bütün bunların arasından birdenbire 70 metreye yükselen dev ağaçlar sivriliverir.Bu yaban ormanları Afrika'da Kongo Havzasında, Guinea Körfezi kıyılarında, Madagaskar Adası'nın doğu kesimlerinde, Güney Afrika'da, Amazon Bölgesinde, Büyük Okyanus'ta Endonezya Adalarında, Hindistan'ın batısında görülür.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ORMAN
            Orman, hayatımızda büyük yeri olan bir varlıktır. Okuduğunuz kitabın kağıdı, ormanlarda yetişen ağaçlardan yapıldığı gibi, kullandığımız kalemin, oturduğumuz iskemlenin, kullandığımız masanın tahtası da ormandan gelmiştir. Ayrıca, ağaçların havayı temizlemek gibi büyük bir yararı da vardır.Beşikten mezara kadar muhtaç olduğumuz ormanların değeri, ne yazık ki eskiden hiç anlaşılamamıştı; bugün bile gereğince anlaşılamamıştır.Eskiden yeryüzünün büyük bir kısmı ormanlarla kaplıydı. İlk insanlar onları kendilerine düşman saydılar. Çünkü ağaçlar insanların hayvan besleyecekleri, tahıl yetiştirecekleri yerleri kaplıyordu. Üstelik, ormanlar tehlikeli hayvanlarla da doluydu. Bundan dolayı, ilkel insanlar ormanları şeytanların, kötü ruhların yatağı sayarlardı. Bu bakımdan, ormanlar onlar için yok edilmesi gereken bir varlıktı.ilkel insanların bu inançları çağlar boyunca sürüp gitti. Hiç kimse ormanları korumayı düşünmüyor, yakacak olarak kullanmak, kayık, gemi, çeşitli eşya yapmak için alabildiğine kesmekten kaçınmıyordu. Toprağa ihtiyaç olunca ilk akla gelen şey, ormanı yakarak yer kazanmaktı. "Günün birinde ormana ihtiyacımız olur." düşüncesi kimsenin aklına gelmiyordu. Bu yanlış düşünceler milyarlarca ağacın yok edilmesine yol açtı.
            Bugün bütün devletler ormanların faydalarını anlamış olmakla birlikte doğanın bi eşsiz kaynağı gene de yakılmaktan, kesilmekten kurtulamamıştır
ÇEVREMİZİ AĞAÇLANDIRALIM
            Ağaçlandırma denildiği zaman sadece ormanlık alanlardaki ağaçlandırma çalışmaları düşünülmemelidir. Her yerde ve her çeşit ağaç dikimi ve yetiştirilmesi bunun içine girer. Çocuk, genç, öğrenci, kadın, erkek, yaşlı hepimiz birlikte, el ele vererek çalışıp çevremizi ağaçlandırmalıyız. Evimizin, okulumuzun bahçesine; köyümüzün, kasabamızın yollarına, koruluklarına; ırmak, göl kenarlarına, kısacası yetişebileceği her yere ağaç dikmeliyiz.Ağaç dikmek ve yetiştirmek bir vatan borcu olduğu kadar dinimizce de kutsal bir görevdir. Hz.Muhammet bu konuda şöyle diyor: "Bir kimse bir ağaç dikerse, Allah o kimseye o ağacın meyvesi kadar sevap yazar."Ağaç dikme işinde, bulunduğumuz yerdeki uzman ve yetkili kişilerle işbirliği yapılmalıdır. Ağaçlandırmaya devletimiz büyük önem vermektedir.Ağaç dikmek isteyenlere her türlü yardımı yapmaktadır.
İsteyenlere tek tek ya da grup olarak ağaçlar, malzemeler sağlamaktadır. Bundan yararlanarak koruluklar, fidanlıklar oluşturulabilir. Çevredeki insanlar birlikte hareket ettikleri takdirde bu iş daha kolay yürütülür.Ormanlık bölgelerde, orman işlerinde ve ağaçlandırma çalışmalarında yurttaşlarımıza yardımcı olan, onlara yol gösteren çeşitli kurumlar vardır.Bunlar:
1. Fidanlık Müdürlükleri,2. Ağaçlandırma Grup Müdürlüğü,3. Toprak Muhafaza Grubu,4. Köy Kalkındırma Grubu.
Bütün orman işleri ve ağaçlandırma çalışmalarımızda bu kuruluşların yardımım isteyebilir, ihtiyaç duyduğumuz konularda buralardaki yetkililere danışabiliriz


GÜZEL SÖZLER-ŞİİRLER
*Orman bekçi ile değil, sevgi ile korunur.
*Orman, tarımın sigortasıdır.
*Ağaçlı köyü sel basmaz..
*Ağaç dikmek değil, büyütmek sorundur.
*Ağacın yemişi, o ağacı yetiştirmenin sadakasıdır.
*Ormansız bir yurt, vatan değildir. (Atatürk)
*Uygarlığın temelinde ağaç, çiçek ve yeşillik bulunmaktadır.
*Ormanımda bir dalı kesenin başını keserim. (Fatih Sultan Mehmet)
*Bir kimse bir ağaç dikerse Allah, o ağacın meyvesi kadar o kimseye sevap yazar. (Hz.Muhammet)           
*Çiçekler ağacın gözü, kuşlar dilidir. (Cenap Şehabettin)
*Bir milletin medeniyet seviyesi, üzerinde yaşadığı toprakları ağaçlandırmasıyla ölçülür. (Franklin Roosevelt)
*Ağaç, geçmişi geleceğe bağlar. Size sabrı öğretir. Beraber yaşamanın, faydalı olmanın zevkini verir.(M.Prevast)
*Bağa geliniz, yeşil giymiş tabiatı seyrediniz. İçiniz açılır, ruhunuz neşe bulur. (Mevlana)
*Ormana nasıl haykırırsan öyle karşılık verir. (Fin atasözü)
*Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız. (Türk atasözü)
*Ağaçsız memleket duvaksız geline benzer. (Türk atasözü)
*Ağaç kökünden yıkılır. (Türk atasözü)
*

AĞAÇLARIMIZ

Ağaçlar da insanlar gibi,                                                       Türküler söyler gelince bahar, 
Seveni olur, sevmeyeni...                                                      Yaza, Kışa hazırlık yaparlar, 
Keserseniz ağaçları,                                             Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde gelecek kuşaklar serinler. (Çin atasözü)
*Yaş kesen baş keser. (Türk atasözü)
*Ağaç diken, kendinden başkasını da sevdiğin! gösterir. (Amerikan atasözü)

ORMANLAR

Kuşlar öter dallarında                                                           Okuruz ya masalları, şiirleri,
Çiçekler açar,                                                                        Yazarız ya ak kağıtlara,
Kaynaşır bağrında bin bir renk;                                            İçimizde bir ırmak akar;
Güzelliğimizdir ormanlar.                                                     Kitabımızdır ormanlar.

Konuk eder yıldızları,                                                           Kuş, geyik, ceylan
Bulutları sağar,                                                                      Ve yedisinden yetmişine dek
Temiz hava, bol güneş,                                                          Tüm insanlar Paylaşırız meyvelerini;
Soluğumuzdur ormanlar.                                                       Besinimizdir ormanlar;
                                                                                                                                                         M.Güner DEMİRAY             Ağaçların da var yürekleri,
Tıpkı dövülen insanlar gibi.                                                  Ağaçlar da tıpkı bizler gibi.

Ağaçlar da insanlar gibidir,                                                   Korumalı ağaçları, 
Onlar da çalışır durmadan.                                                   Ormanlar yetiştirmeli. 
Ve hepsi de yararlıdır,                                                           Yakmadan, kesmeden çoğaltmalı,
Örnek bir insan gibi.                                                             İnsanları sever gibi, Ağaçları da sevmeli.
Behçet NECATİGİL

AĞAÇ SEVGİSİ
Kucak açarsın herkese Bu dost, şu düşman demeden.                     Güzel yurdumun süsüsün, Bulutlara dal uzatan.
İyilik yaparsın herkese, Bir karşılık beklemeden.                             Kuru, yeşil örtüsüsün, Gölge veren, dal uzatan.

Ne kadar çok çeşidin var, Elma, armut, meşe,kavak...
Tatsız geçer sensiz bahar, Sensiz toprak olur kurak.
                                                                                               

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder