21 Kasım 2013 Perşembe

PVCNedir?


PVCNedir?
PVC, yaygın deyimi ile ' vinil ' (Poli Vinil Klorür) kelimesinin kısaltılmış şeklidir ve petrol ( veya doğalgaz ) ile Tuzdan oluşan bir Polimer türüdür. PVC Bu polimer, çeşitli katkı Maddeleri ile harmanlandıktan sonra yüksek sıcaklıklarda şekillendirilerek Plastik haline getirilir ve yaygın olarak hemen hemen her alanda kullanılır.
Polivinil klorür, ( genelde kısaltılmış olarak PVC diye kullanılır ) oldukça geniş kullanım alanı olan bir plastiktir. Kimyasal endüstrisinde en değerli ürünlerden biridir.
Dünyada PVC’nin % 50’den fazlası yapı sektöründe kullanılır. Bina malzemesi olarak, PVC ucuz ve kolay monte edilebilirdir. Son yıllarda, PVC geleneksel yapı malzemeleri olan ahşap, beton ve kilin birçok alanda yerini almıştır. İdeal yapı malzemesi olmasına rağmen, çevre ve insan sağlığı için PVC hakkında kaygılar vardır.
PVC’nin kullanım alanları arasında, kapı ve pencere profilleri, vinil cephe kaplaması, boru ve tesisat malzemeleri , Elektrik kabloları, döşeme, hobi malzemeleri sayılabilir.
Esnek ve ucuz olması nedeni ile malzeme Su ve atık su endüstrisinde boru hatları için çok yaygın olarak kullanılır. Son 50 yıldır Sağlık sektöründe de kullanıma girmiştir. Parenteral kullanılan sıvıların, kan ve kan ürünlerinin torbalarında ve transfüzyon setlerinde, kateter, kanül ve drenlerde, stoma ürünlerinde ve daha bir çok yerde PVC’ye rastlamaktayız.
Polivinil klorid, Monomer haldeki vinil kloridin polimerizasyonu ile üretilir. PVC sert bir plastik olup, daha yumuşak ve daha esnek hale getirmek için plastikleştiriciler ilave edilir.
Pvc (polyvinyl chloride) piyasada vinil olarakta anılır. Termoplastik bir polimerdir.Dünyada imal edilen pvc'nin yarısından fazlası inşaat sektöründe kullanılır.
Plastikleştiricilerin oranıyla oynayarak daha sert veya yumuşak imal edilebilirler. Yalı baskı, vinil pencereler, kapılar, boru gibi inşaat unsurlarından ayrı olarak kredi kartlarının, elektrik kablolarının yalıtımının da ana unsurudur.
Sanılanın aksine pvc diğer birçok polimerden daha az petrole ihtiyaç duyar imal safhasında;ağırlığının büyük kısmını klorin oluşturur.
Piyasada adı daha az bilinen uPvc (unplasticisized polyvinyl chloride) veya rijit Pvc ise inşaat sektörünün daha yoğun kullandığı vinil üründür.
PVC Tarihçesi Tarihi icadı
Polivinil klorid 19. yüzyılda iki farklı halde , 1835’te Henri Victor Regnault ve 1872’de Eugen Baumann tarafından kaza eseri keşfedilmiştir.
20. yüzyılın başlarında, Rus kimyacı Ivan Ostromislensky ve Fritz Klatte Alman kimya şirketi Griesheim Elektron ile PVC’yi ticari ürünlerde denemiştir, fakat katı halde işlem görme zorlukları ve polimerin gevrekliği çabaları durdurmuştur.
1926’da, B.F. Goodrich şirketinden Waldo Semon PVC’yi farklı katkı maddeleri ile karıştırıp, plastikleştirme metodu geliştirmiştir. Bu sonuç, daha esnek ve daha kolay işlenebilir malzemeyi vermiş ve ticari alandaki yaygın kullanım bundan yakın bir zaman sonra başarılmıştır.


PVC ile ilgili olarak Plastik ne demektir, bunun anlam ve manasını, tanımın biliyormuyuz?. İşte Plastik anlamı…
PLASTİK NEDİR?
PVC’den bahsederken, Plastikten bahsetmemek olmaz. Öncelik Plastikin ne demek olduğunu bilmemiz gerekir. Peki Plastik nedir?
Plastik, karbonun (C) hidrojen (H), oksijen (O),azot (N) ve diğer organik ya da inorganik elementler ile oluşturduğu monomer adı verilen, basit yapıdaki moleküllü gruplardaki bağın koparılarak, polimer adı verilen uzun ve zincirli bir yapıya dönüştürülmesi ile elde edilen malzemelere verilen isimdir.
Örneğin; Etilen bir monomerdir. Bu monomerden oluşturulan polimer olan polietilen ise polimerdir. En çok kullanılan plastiklerin başında gelir.
Tanımdan anlaşılacağı üzere plastikler doğada hazır bulunmaz, doğadaki elementlere insan tarafından müdahale edilmesi ile elde edilir. Elde edilmesi belli bir sıcaklık ve basınç altında, katalizör kullanılarak monomerlerin reaksiyona sokulması ile olur. Plastik ilk üretildiğinde toz, reçine veya granül halde olabilir. Genelde plastikler petrol rafinerilerinde kullanılan ham petrolün işlenmesi sonucu arta kalan malzemelerden elde edilir. Yapılan araştırmalara göre yeryüzündeki petrolün sadece % 4 lük bir kısmı plastik üretimi için kullanılmaktadır.

   

PVC ve bakımı

PVC: Petrol ayrışanlarından, etilen maddesinin klor ile temasa geçmesi ile vinilklorür monomerlerinin uygun katalizör kullanılarak, çok sayıda vinilklorür monumerleri bir araya getirilmesi ile polivinilklorür elde edilir.

Oyuncak, boya, telefon, giysi, yiyecek kapları, su şişeleri ve sulama boruları gibi günlük kullanım alanlarında, hastahanelerde, toplu taşıma ve kitle iletişim araçlarında, ilaç ve gıda sektörü, ev eşyalarında vb. birçok endüstriyel sektörde kullanılır. PVC pencere sistemlerinde, zemin kaplama malzemesi olarak yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır.

PVC malzeme bir pencere veya kapı sistemini kendi başına taşıyamaz. Bu sebeple, statik özelliklerini arttırmak amacıyla içlerine konulan galvanizli destek saçlarıyla güçlendirilmiş PVC profillerden oluşmaktadır. Ayrıca kasa-kanat-cam arasında sızdırmazlığı sağlayan özel contalar mevcuttur. Bu tip çok bileşenden oluşan sistemlere yönelik temizleyici ürünlerin formülleri hazırlanırken, diğer bileşenlerin de düşünülmes gerekir. Çoklu amaca yönelik temizleyiciler, aynı anda birden çok işi yapan özel ürünlerdir ve bunların maaliyeti gerçekten yüksektir. Bilinçli kullanımda, profesyonel firmalara, etkili temizlikte kullanılmak üzere çok daha uygun maaliyetli ürünler hazırlanabilir. Ama bu tür ürünlerin dikkatli satılması, son kullanıcı satışının engellenmesi ve sadece profesyonellerin kullanımına sunulması gerekir.

ÖNEREBİLECEĞİMİZ HALEN ÜRETİMİNİ YAPTIĞIMIZ, FİRMAMIZA AİT ÜRÜNLER:

    * ARF PVC CLEAN PVC VE PLASTİK EKİPMAN TEMİZLEYİCİ

Dikkat:

    * PVC pencerenin ilk temizliği bol su ile yapılmalıdır. Aksi takdirde yapışıp kalmış olan toz ve kum tanecikleri yüzeyde çizikler oluşturabilir!
    * Pencerelerin temizliğinde ;
          o Aseton, metilen klorit , tiner , gaz yağı, benzin, motorin v.b. gibi solvent türü malzemeler
          o Katı partiküller (parçacıklar) içeren toz, veya sıvı deterjanlar
          o Temizlik teli, zımpara gibi çizecek malzemeler
          o k u l l a n m a y ı n ı z !
    * Temizlik sırasında PVC pencerelerde metal donanımın (ispanyolet, kilitleme parçası v.s.) su ve sabun ile temasından kaçınılmalı, teması halinde ise hemen kurulanmalıdır.
    * PVC zemin kaplamalarının aseton, petrol, toluen, klorlu hidrokarbonlar, selüloz tinerler, yağ, mum ve sert toz temizleyicilerden zarar görebileceğini unutmamak gerekir. Kullanılacak olan kireçli su da kaplamada lekeli beyaz bir kireç tabakası oluşmasına neden olabilir. Böyle durumlarda kireç kalıntılarını temizlemek için PH nötr olmayan bir deterjan kullanılmalıdır.
    * PVC temizliğinde çözücü ve ağartıcıların kullanılmaması gerekir.
    * Pencerelerin normal temizliginde aşındırıcı içermeyen sıvı veya krem deterjanlar kullanılmalı, temizleme işlemi beyaz yumuşak bir bezle yapılmalıdır. Pencerenin iç ve dış yüzeyi deterjanla ıslatılmış bezle camın silinmesi gibi birkaç kez sürülerek yapılmalı ve ardından bastırmadan kurulanmalıdır. Pencerelerin dış etkenlerden alacakları zararı en aza indirgemek için, pencere iç ve dış yüzeyleri ortalama 15 günlük periyotlarla temizlenmelidir.
    * Zemin PVC lerinde, kimyasal ürünlerle giderilemeyecek, malzemenin yüzey dokusunu tahrip etmiş, bölgesel lekeler oluşmuş ise beyaz veya kırmızı bir ped ile nötr deterjan kullanınız. Bu işlemden sonra mutlaka temiz su ile siliniz.
    * Pencerenin metal hareketli parçalarının, arada bir ince makina yağı veya katı yağ ( gres ) ile yağlanması, bu parçaların kolay hareket etmesini ve uzun süre işlevini sürdürmesini sağlar. Ayrıca pencere üzerinde bulunan sızdırmazlık elemanı, siyah EPDM (kauçuk) contalarını, belirli aralıklarla arap sabunu ile silmek, yumuşaklığını ve parlaklığını arttıracak, kanadın çalışmasını kolaylaştıracaktır.
   Petro kimyasallardan üretilmiş plastik temelli bir malzeme olan ve çoğu kez vinil olarak adlandırılan pvc kaplama, dünyada ikinci en çok kullanılan plastiktir. Ucuz ve su geçirmez olmasının yanında odun ya da taş gibi doğal malzemelerin imitasyonunda da kullanılabilen bu malzeme, ıslak ve rutubetli olan mekânlarda ve hijyen gerektiren alanlarda rahatlıkla kullanılabilir.
    
     Sayısız renk ve çeşide sahip vinil zemin kaplaması ile ahşap ve seramiği andıran klasik bir görünüm de dahil olmak üzere her türlü dekora uygun görünüm sağlanabilmektedir. Vinil kaplamalar uzun ömürlü yapılan sayesinde yoğun trafik alan bölgelerde bile güzelliğini koruyabilmektedir. Vinil kaplamalar, gürültüyü azaltarak rahat bir zemin sağlar ve sert yüzeylerin aksine vinil zeminer çok daha esnek bir yapıya sahiptir. Günümüzde vinil kaplama kullanılan zeminler, iç mekânların estetik özelliklerini de geliştirmektedir. Genellikle diğer sert yüzeylere benzerliğiyle de bilinen vinil, tüm bu sert yüzeylere kıyasla çok daha sıcak bir görüntü oluşturur.
    
     Tasarımcılar büyük odaları küçük, küçük odaları ise geniş göstermek için desen ve renkleri kullanırlar. Vinil uzun ömürlü bir malzeme olduğu için de renk ve özgün görünümünü rutin bir bakım ile bile yıllarca sürdürebilmektedir. Zeminlere en fazla zarar veren etkenlerden biri olan ve yaşamsal alanlara dışarıdan taşınan toz, kir ve ufak taşlar zemin yüzeyini yıpratırlar. Günlük temizliği deterjanlı bir bezle yapılabilen vinil, ortalama 3 ayda bir koruyucu ve parlatıcı bir cila uygulama bakımı gerektirir.
    
     Boşluksuz ve yekpare görünümde oluşu, birleşme yerlerinin belirsizliği ve ahşap gibi emici olmayışı ile kolay temizlenme özelliğine sahip olan malzeme, renk ve desen zenginliği ile de sınırsız seçenekler sunar. Vinil çizilmeye, lekelenmeye, aşınmaya ve diğer günlük kötü kullanımlara karşı dirençli bir malzemedir. Bu dayanıklılık özellikle rutin yıpranmanın ve aşınmanın etkilerini gösterdiği ticari alanlarda önemli bir kriterdir.
    
     Oldukça hafif olan, kolay kullanım ve uygulama sağlayan vînil, bakteri, böcek ve kemirgen etkilerine, birçok kimyasala karşı direnç gösterdiği gibi ısı, elektrik ve ses yalıtkanlığı da sağlar. Birden fazla kullanım alanı olan bu malzeme aynı zamanda geri dönüşümlü ve çevre dostudur ve düşük enerji maliyetleri ile üretilebilmektedir. Karo veya levha şeklinde kullanılan ve oldukça esnek bir malzeme olan vinıl, birçok dekoratör ve mimar tarafından tercih edilen dayanıklı bir malzeme olma özelliğine sahip.

Beyaz profil ile renkli profilde renk kaybetme süreleri nelerdir ?
 PVC’nin ana düşmanı ışık ve ısıdır. Işık ve ısıya maruz kalan PVC yüzeyleri zamanla bozulmaya maruz kalacaktır. Folyo kaplamalar ise yüzeylerinde bulunan akrilik tabaka sayesinde ışık dayanımını artırır ancak yinede doğramanın kullanılacağı ortamın ısısını ve kullanılacak folyonun renk ve deseni hakkında çok dikkatli davranmak gerekir.

PVC MEMBRANLAR
PVC  "Poli-Vinyl-Chlorid [Poli -Vinil - Klorid]" kimyevi isimlerinin baş harfleridir.
PVC, uygun ve gerekli katkıların yardımıyla oluşturulan uzun ömürlü, hava şartlarına karşı dayanıklı ve sağlam bir plastik alaşımdır.
Dünya çapında yılda yaklaşık 23 Milyon / ton, Avrupa da ise yaklaşık 5,5 Milyon.ton/yıl tüketilmektedir.

Endüstrilere göre PVC kullanımı
PVC özellikle uzun ömürlü ürünlerin ( 20 - 50 yıl ) söz konusu olduğu sanayi dallarında kullanılmaktadır. Bu özelliği sayesinde yapı sektöründe borularda, pencere profillerinde, kablolarda, yalıtım membranlarında, zemin kaplama malzemelerinde yıllardır tercih edilmektedir. Tünel inşaatlarında kullanılan PVC esaslı yalıtım membranlarında 100 yıla kadar  varan kullanım süreleri amaçlanmaktadır.


PVC diğer plastik alaşımlı maddelerle karşılaştırıldığında, çok az miktarda petrol refraksiyonu sonucu üretilir. Klor, Kaya tuzunun elektrolizi sayesinde, "atık ürün" kategorisinde ortaya çıkarak, Etilen ile bağlanır ve böylece yararlı bir şekilde kullanılır ve atmosfere serbest bırakılmaz. Etilenden, petrol ve klorun crackgas [parçalayıcı gaz] ile sodyum klorid elektrolitinden Vinilklorid PVC'in çıkış ürünü olarak ortaya çıkartılır. Bir sürü vinil klorid molekülleriyle birlikte, monomer (tekiz) olarak ta Polimerizasyon sonucunda polivinilklorid (kısaltması PVC) ortaya çıkar, yani bir polimer aynı şekildeki zincirleriyle bir çok zincir halkasıyla birbirine bağlanmış  şeklindedir. Gaz şeklindeki vinilklorid'in sonuç ürününden, bir başka toz daha elde edilir, bir katı cisim şeklindedir ve bu şeklide katı ve pürüzlüdür ve işlenilmeden üzerinde çalışılması mümkün değildir. İşlenilmesi için ise yardımcı maddelere aditif (katkılara) ihtiyaç duyulur.
PVC bir amorf (biçimsiz) plastik alaşımıdır yani kristalleşme verileri yoktur ve bu nedenle tamamen transparandır (şeffaf). Bu oluşumu sayesinde plastik katkılarının homojen şeklinde plastik yapısına entegre edilmesini sağlar. Bu şekilde PVC'in özellikleri olağanüstü şekillerde kombine edilebilir ve bunun sonucunda da PVC bir çok yerlerde kullanılır. PVC gibi çok amaçlı kullanılabilen başka bir plastik alaşımlı madde yoktur. Uygun katkıların seçimiyle PVC 180-200°C 'lerde ayrıştırılmadan işlenebilir. Bu plastik alaşımının "şekil değişimleri" alçak ısı derecelerinde mümkündür. Bu tip işlemlerde ham maddeler birleştirilir, borular, hortumlar, profiller, folyo ve plakalar ekstrude edilir (file şekline bölüştürülür), teller kaplanır, yalıtımlı kılavuz rayları silindirik şekle getiril, hazır parçalar püskürtülerek dökülür ve içi boş gövdeler üfürülerek oluşturulur.
PVC NASIL İŞLENİR ?
Bu amorf (biçimsiz) tozun işlenilmesi için, yukarıda da belirtildiği gibi yardımcı katkılara ihtiyaç vardır. Buradan yumuşatıcılar, stabilizatörler (Sağlamlaştırıcılar), dolgu ve aditif (katkılar) maddeleri anlaşılır.
Yumuşatıcılar bir anlamda polimer zincirlerini şekillendirmek için kullanılan, bir nevi "yağlama" yapan-sağlayan maddeleridir. Bunlar zincirlerin birbirleri arasındaki sürtünme kuvvetlerini azaltır, zira aksi taktirde ayrışmalar  oluşurdu.  Yaklaşık olarak 20 ila 50 adet parçacık, 100 parçalık PVC için kullanılır.
Stabilizatörler (Sağlamlaştırıcılar): Burada sözü edilen ısıya karşı dayanıklılık sağlayan  sağlamlaştırıcılardır ve bunlar sayesinde 185°C 'de problemsiz çalışmaların yapılabilmesi sağlanır. Polimer zincirlerinin yüksek sürtünme kuvvetleri sonucunda HCI (tuz asidi) çatallaşma oluşumlarını ve böylece plastik alaşımın zarar görmesini ve renk vermesini engeller. Isı sağlamlaştırıcıları olarak Ba/Zn ve günümüzde CA/Zn sabunları kullanılır. Bunlar eskiden kullanılmakta olan ağır metal içerikli Cad-mium (Kadmiyum) ve kurşun alaşımlı sabunların yerine geçmiştir ve artık ekolojik nedenlerden dolayı kullanılmamaktadır.
Dolgu maddeleri: Dolgu maddeleri dendiğinde çoğu kez tebeşir ve pigmentler anlaşılır. Bunlarla çok farklı özellikler ve renkler hedeflenebilir.  Özel pigmentlerden birisi olan TiO2 (Titanyum Dioksid), çeşitli hava şartlarına karşı dayanırlıkları geliştirilir.
Aditifler (Katkılar): Aditif katkı maddeleridir, küçük miktarlarda ilave edilerek büyük etkiler hedeflenir. Aditifler uygun bir tarif yapısıyla PVC ile isteğe özel özellikleri sağlar. Örneğin dayanırlığın iyileştirmesinde, yırtılmaya karşı olan dayanırlıkta, darbe/delme sağlamlılıklarında, suya karşı direnç göstermesinde, gerilme kuvvetinin iyileştirmesinde, hava şartlarına karşı dayanmasında, su buharı geçirgenliklerinde,  esnekliliklerde, yağlara karşı direnç göstermelerinde, derin dondurucu soğuklara karşı dayanırlıkta, kaynak edilebilir özelliklerinde, kimyevi maddelere karşı direnç göstermelerinde, sıcaklıklara karşı dayanırlıklarında ve birçok başka yerlerde kullanılmaktadır.
3. PVC'in yanabilirliği
PVC'deki yüksek klor miktarından dolayı, (%57) ( monomer moleküllerin her birinde yada her zincir halkasında bir klor bileşimi mevcuttur) bu plastik alaşımlı madde, aslında çok zor yanabilmektedir. Klorun kendisi yanmayı engeller. Bu nedenle PVC'lerde bu özelliğinden dolayı ayrı bir yangından koruyan madde sağlanmış olur.
Yangından korunma sınıfı BK IV ve duman sınıflandırılması RK2 ile çok az miktarda antimuan-tri-oksit katılarak kolayca BK  V ve RK I üretilebilir.

Bütün bunları PVC yapabilir!!!
Şimdi ise PVC alaşımlı bir su yalıtım membranını bir bitümlü su yalıtım membranıyla karşılaştıralım.

Homojen PVC & Bitümlü Membran Karşılaştırması
Özellikler
PVC Membran
Bitümlü Membran
Yaşlanma Dayanımı
Çok iyi
Kötü
Kimyasal Dayanım
İyi
Kötü
Buhar Geçirgenlik
Geçirgen
Geçirimsiz
Bitki Köklerine Dayanıklılık
Evet
Hayır
Yangın Dayanımı
Zor Yanıcı
Kolay yanar
Uygulama
Tek Katmanlı
Çok katmanlı
Çalışma Şekli
Sıcak Hava Kaynağı
Şalümo Alevi
Dizayn
Çeşitli Renklerde
Siyah Renkli



4. Söz konusu olan "PVC "

Son yıllarda PVC politik çevrelerce sürekli gündemde tutulmuştur ve duygusal argümanlarla karşılaşıldığından, bu metnimizde konu çerçevesi içinde PVC hakkında bazı açıklamalarda bulunmak istiyoruz.

1.Argüman: " Vinil Klorid'den PVC üretimi "


Kanser hastalığını teşvik eden vinil klorid maddesinin, PVC ile çalışanların, üreticilerin veya bu maddeyi işleyenlerin insan sağlığını tehdit ettiği öne sürülmüştür.
Ancak gerçek şudur ki günümüz şartlarında artık vinilklorid maddesiyle çalışmalar sırasındaki doğabilecek her türlü tehlike bilinmektedir. Günümüzde PVC üretimleri sadece kapalı reaktörler içinde yapılmaktadır. Monitörlerle kalan monomer oranı (tekiz) polimerisasyon işlemi sırasında sürekli takip edilebilir ve reaksiyon işlemleri kalan miktar oranın 1 ppm değeri gösterdiğinde durdurulur. 1 ppm'in anlamı: 1 milyon parçacıklar içinde 1 parçacık  demektir veya başka bir anlatımla (görselleştirmek için): mavi şapka taşıyan 1 milyon insan kitlesinde 1 tane kırmızı şapka taşıyan insanın bulunması gibidir.
PVC'in işlenişi sırasında ise hiçbir zaman problemler yaşanmamıştır. Prognose AG şirketi, "Greenpeace" 'in araştırma talebi üzere, % 70 PVC bileşimin yerine  başka maddeler kullanılsaydı, Almanya Cumhuriyetinde yılda 3 milyar Euro artı masrafların yapılması gerektiğini tespit etmiştir. İnşaat, İskan ve Şehir planlaması Federal Bakanlığı' nın  Almanya Cumhuriyetine yönelik "PVC ürünlerinin inşaat sektöründe kullanılması" raporunda, sonuç itibarıyla PVC ürünlerinden faydalanılması hususunda sağlığa zarar verecek nitelikte bir olgu olmadığını açıklamıştır.

2.Argüman: "Ağır metal içerikli stabilizatörler ( sağlamlaştırıcılar ) "
Bu alanda özellikle Kadmiyum(Cd) ve Kurşun(Pb) içerikli sıcaklık stabilizatörleri yer alır. Bu işlem günümüz şartlarında örneğin Baryum (Ba) ve Çinko (Zn) ya da Kalsiyum (Ca)- ve Kalay (Sn) içerikli stabilizatörlerle de yapılabilmektedir.  Kadmiyum günümüzde tüm AB-bölgesinde ve İsviçre de yasaklanmıştır. Birçok su yalıtım membranı üreticisi, yıllardan beri ne kurşun- ne de Kadmiyum bileşimleriyle stabilizasyonlar yapmamaktadır.

3.Argüman: " Yumuşatıcılar "
Genel olarak belirtilen söyleşilerde, bir madde zehir olarak adlandırılması için, küçük miktarlarda zararlı bir etki göstermesi üzerine verilir. Bu anlamda yumuşatıcılar zehirli değildir. Geçerli olan yasa ve düzenlemelere göre, yumuşatıcılar hiçbir zehir sınıflandırmasında bulunmaz. Yumuşatıcıların toksin miktarı günlük kullanımda yer alan diğer maddelerin değerlerinden çok daha düşüktür örneğin Sodyum Klorid(yemek tuzu) gibi. En fazla da yumuşatıcılar araştırılmıştır özellikle DOP ve DINP'de yapılan araştırmalar sonucunda kemirgenlerde örneğin fare ve sıçanlarda çevre koşullarına göre dozlar kullanılmasına karşın, ömür boyu maruz bırakılmasına rağmen, kanserolojik etkenlerin görülmediği tespit edilmiştir. Bunlara karşın yumuşatıcılar, mikroorganizmalar tarafından kolayca tüketilmektedir. Yapılan araştırmalar yumuşatıcıların ayrıca suda, toprakta ve havada yığma göstermediği de tespit edilmiştir.
4.Argüman: "yangın sırasındaki PVC"
Bu konuyla ilgili savunulan PVC'in yangın sırasında tuz ruhu ve dioksin geliştirdiğini ve bu nedenle tehlikeli olduğu söylenmişti.
Ancak gerçek şöyledir: yangın sırasında yangınla birlikte oluşan gazlar, yanmakta olan malzemenin tipine bağımsız olarak her zaman toksin içeriklidir. Oluşan zehirlenme tehlikesi, primer karbon monoksitten (CO), yani yangın sırasında tamamen yanmayan üründen meydana çıkar ve genelde de ölümlere sebep verir. Eriyen, birlikte yanan, kendiliğinden sönen PVC'de, CO ve HCI (tuz ruhu) yanı sıra bir yığın başka ayrışan ürünler ortaya çıkar ve bunlar günümüz şartlarında bilinen bilimsel bilgiler bazında yanıcı gazlara toksin katkısı vermez. Yani öncelikli zehirlenme CO 'dan oluşur, kokusuz, bayıltıcı ve ölümcül şekilde zehirlidir. Tuz ruhunun oluşmasıyla birlikte, 5 ppm yoğuşma insanın koku organı tarafından algılanabilir. Bu miktar  hemen salgı bezlerini tahrik eder ve bu şekilde tehlike sinyalleri verir. Bu gibi durumlarda kendini güvenceye çıkartmak için yeterli zaman bulunur.

Özellikle çatılarda kullanılan bitümlü yalıtım membranlarında ise bitümün yüksek yanma özelliği nedeniyle hızlı bir yangın ilerlemesi, kullanılan trapez boyunca alevli sıvı akışı ve yüksek sıcaklık tehlikesi oluşmaktadır. Bu konumda PVC esaslı su yalıtım membranları bitümlü membranlar ile karşılaştırıldıklarında çok daha üstün özellikler sergilemektedirler.  
5.PVC-Recycling (geri dönüşümü)
PVC'in önemli avantajlarından birisi ise geri dönüşümlü olmasıdır. Binalarımızda bugün plastik olarak yoğun olarak PVC kullanılmaktadır ve bunlar taleplere göre çeşitli yumuşatıcılarla işlenebilir bir malzeme haline getirilmektedir. Bu malzemeler kullanım sürelerinden  25 ila 30 yıl sonra dahi problemsiz olarak geri dönüştürülebilir yani başka bir anlatımla bir döngü içine alınabilirler. Bu nedenle PVC'ler yakılmak veya atık olarak depolanmak zorunda değildir. Yani ne toprağı ne de havayı kirletir. Halen kullanılmakta olan bitümlü yalıtım membranlarında ise yaşam döngüsü içinde bir nokta vardır ve ancak yakılarak imha edilebilirler. " CO Problemi "
NEDEN TEK KAT MEMBRAN SİSTEMİ ?


Çatı endüstrisinde tek kat çatı membranları hızlı bir yükseliş göstermiştir. Bu yükselişin sebeplerinden bazıları şunlardır: Düşük maliyetli montaj, uzun süreli hava şartlarına dayanım, ve yapıyı suya karşı garantili koruma.

25-30 yıl önce tek kat çatı membranlarının pazar payı belirsizdi. Bugün ise tek kat çatı membranları çatı endüstrisinin en çok kullanılan segmentleridir.

Bitümlü membranların tek kat membran sistemiyle değiştirilmesi pazarda devrim yarattı. Birçok  üretici tüm güçleriyle tek kat membran pazarına atıldılar; yıllık satışlarını ve karlarını arttırmayı denediler. PVC ve diğer tek kat membranların hızlı yükselişini hangi faktörler izleyebilirdi? Neden PVC membranlar mimarların, bina sahiplerinin ve çatı müteahhitlerinin bildiği sektörel bir terim oldu?

Cevap tek kat membranların sağladığı birçok avantajdadır: Montaj maliyeti bitümlü membran maliyeti ile karşılaştırılabilir ve hatta daha düşüktür. Garantilerle desteklenen uzun süreli hava şartlarına dayanım ve binanın hareketleriyle uyumlu bir çatı malzemesi olmasının yanı sıra, bitümlü membran kullanılması ile oluşan çeşitli problemler de tek kat membraların başarısı için esas sebeplerdir.

Tek kat membranlar üreticiler tarafından daha da geliştirildi, formüle edildi, birleştirildi; çeşitli boy ve ebatlarda üretildi. Genellikle Avrupa’da ise  1.20, 1.50, 1.80 ve 2.00 mm, ABD’de 1.14 ve 1.52 mm, olarak piyasaya sunuldular.

Tek kat membranlardan özellikleri nedeniyle en çok öne çıkan PVC membranlar bir yapıda ortaya çıkan yapısal ve termik gerilmelere adapte olabilecek kadar esnek ve çeşitli uygulamalarda kullanılabilecek kadar çok yönlüdürler.

Tek katlı membranlar, tüm bu üstün özelliklerine rağmen her çatı problemine cevap veremezler. Her çatının ayrı bir karakteri vardır. Tek kat membranlar birçok çatı problemine çözüm olmasına rağmen, bitümlü membran endüstri de kendi pazar payını almaya devam edecektir.

Tarihsel Perspektif

PVC ve diğer tek kat membranların popülaritesi sadece üstün performansları sayesinde değildir. Diğer teknolojik ve ekonomik faktörler de tek kat membranların ortaya çıkışında etkendirler.

Tek kat membranlar 1970’ lerde çeşitli sebeplerden dolayı hızlı bir gelişim gösteren bir çatı elemanı alternatifi olmuştur. Her ne kadar ekonomik sebepler esas neden olsa da, üretim teknolojisi ve daha önce bitümlü membranlarda oluşan problemler-ayrılma ve çatlama gibi- de pazarda kabul görmelerinde etkili oldu.

1973 yılındaki Arap petrol ambargosu sırasında, bitümlü membranların temel malzemesi olan petrolün fiyatının ciddi biçimde artması ile rafineriler yan ürün olarak kalorifer yakıtı, gazolin, etilen ve proplen gibi yüksek kazançlı maddelere yönelmişlerdir. Ham petrolün arıtılmasıyla ortaya çıkan yan ürünlerden biri de asfalttır. Asfaltın temini azaldığı gibi, fiyatları da arttı. Sonuç olarak bitümlü ürünlerin fiyatlarının artarak daha da pahalı hale gelmesi ile, üretimi bitümlüler kadar petrole bağlı olmayan tek kat çatı membranlarının kullanımı artmaya başlamış ve tek kat membranlar ekonomik olarak daha uygun hale gelmiştir.

Asfalt fiyatı yükselen tek petrol yan ürünü değildi. Bina sahipleri de ısıtma ve soğutma maliyetlerini daha fazla düşünür oldular. Çatı endüstrisini etkileyen diğer faktörler de: düşük fiyatlı, yüksek R-değerli* izolasyon malzemelerine duyulan ihtiyaçtı. Polisterin (expanded ya da extruded polystyrene) bu kriterlere uymasına rağmen bitüm ile uyumlu değildir.

İşçilik fiyatlarının da artması, malzeme giderlerinin ve işçilik maliyetinin azaltılması ihtiyacı bitümlü malzeme üreticilerini 2 kat uygulanan sistemin hafifletilmesi ile ilgili denemeler yapmaya sevketmiştir. Buna rağmen iki kat uygulanan sistemin düşük performansı sonuç alınmasını engellemiştir.

Bitümlü ürünlerin fiyatları arttıkça, tek kat membranların fiyatları düşerek, pazarda daha rekabetçi hale geldi. 1980’lerin sonu, 1990’lerin başında bitümlü ürünlerin fiyatı tek kat membranların fiyatı hemen hemen eşitlendi. Bu andan itibaren tek kat membranlar beş yıl boyunca satış rekorları kırmıştır. Mimarlar, çatı müteahhitleri ve bina sahipleri tek kat membranlara daha fazla dikkat etmeye başladılar.

Garanti

Endüstride, ilk defa “on yıl” boyunca su sızdırmazlık garantisi veren tek kat membran üreticilerdir. Tek kat membran üreticileri garanti programının  gereklilikleri olan müteahhitlere lisans verme, eğitim, iş denetlemeler, ve teknik danışmanlık gibi hizmetleri de kısa sürede geliştirdiler. Bugün müteahhit lisans programı ve çatı denetlemeleri sayesinde, üreticiler bütün sistemin su geçirmezliğini temin ediyor ve garanti veriyorlar.

İzolasyon nedeniyle açılan tazminat dava maliyetleri bile tek başına, bina sahipleri ve mimarların üretici firma garantili bir çatı sistemini seçmesi için yeterli bir sebeptir. Genelde çatı maliyeti, tüm bina maliyetinin %5’ inden az olmasına rağmen davalarda %30’dan %50’lere varan oranlarda hesaplanabilir.

Tek kat membran çatı sistemleri güvenilirdir, buna rağmen eğer bir sorun ortaya çıkarsa genellikle montajda işçilik hatasından kaynaklanmaktadır. Bunun için, üreticiler mal sahibini ve kendilerini ortaya çıkabilecek sorunlara karşı korumak için dikkatli çatı denetlemeleri  yapmakta ve sürekli usta eğitim programları düzenlemektedirler.

Ürünler
 Kendine has avantajları ve dezavantajları olan çok sayıda tek kat uygulanan su yalıtım membranı vardır. Kimyasal yapıları çok farklı olmalarına rağmen 3 ana grupta sınıflandırılabilirler: Elastomerler, termoplastikler, ve modifiye bitümlüler.

Elastomerler

İyileştirilmiş termosetler olarak bilinseler de, elastomerler isimlerini, çoğunlukla iyileştirme veya vülkanizasyon diye adlandırılan, üretim sırasındaki kimyasal süreçten alırlar. Molekül zincirleri kalıcı zincir oluşturmak için çarpraz bağ yaparlar veya vülkanize olurlar. Bunlar yeniden biçimlendirilemezler, kalıplanamazlar ve ısı ile kaynaklanamazlar. Bu malzemeler sadece özel kaynak solüsyonları yada volkanizasyon tekniği (yüksek basınc ve yüksek ısı) ile birleştirilebilirler.

Elastomer membranlar Butil, EPDM, Neopren ve diğer polimerlerdir.

Termoplastikler

Termoplastikler üretim esnasında çarpraz bağ oluşmaması ve moleküllerin vülkanize olmaması ile elastomerlerden ayrılır. Termoplastiklerin kimyasal yapısı gereği malzemeler ısı  veya özel kaynak solüsyonu ile birleştirilebilir.

PVC, tek kat membran piyasasında büyük yüzde ile pazara hükmetmektedir. PVC, endüstrideki popülaritesini PVC membranların üstün performansına ve üreticiler tarafından sık sık yapılan kalite kontrol testlerine borçludur. PVC membranlar ultraviole ışınlara, ozona, ısısal eskimeye ve düşük sıcaklıklara yüksek dayanıklılık gösterir. Çeşitli genişliklerde üretilen PVC membranlar, hızlı monte edilir ve işçilikten tasarruf sağlar.

Termoplastik memabranlar  EVA(etylene vinyl acetate coplymer), ECB(etylene-copolymer bitumen), PE(polyetylene), PP(polypropylene), PEC(polyetylene) ve PVC(polyvinyl chloride) dir.

Modifiye bitümlü membranlar

Modifiye bitümlü membranlar çoğunlukla bitümlü kökenli likit ürünlerle tek kat sistemlerin arasında geçiş ürünü olarak kabul edilirler. Bu malzemeler kompozit ürünlerdir, çeşitli katkılar, plastik film, polyester yada camtülü taşıyıcı keçe ve bitüm içerirler. Güçlendirme malzemesi bir yüzeye lamine olabilir veya modifiye bitümlü membranın içinde yer alabilir.
Styrene butadiene styrene(SBS) veya atactic polypropylene(APP)  isimli katkılar esnekliği ve elastisiteyi sağlar. Aynı zamanda yapışma kuvvetini, yüksek sıcaklıklarda ve sertlikte akma dayanımını iyileştirirler. Modifiye bitüm terimi değiştirici katkılara ve kullanılan sağlamlaştırıcı donatılara bağlı olarak çok geniş bir malzeme aralığını kapsar.

Modifiye bitümlü membranlar Avrupa ve Amerika’da 2 kat olarak uygulanan sistemlerdir. Bu yüzden inşaat sektöründe tek kat uygulanan bir malzeme olarak kabul edilmemektediler.

Uygulama Yöntemleri

Tek kat sistemlerin yeni yapılarda ve mevcut çatı onarımlarında kullanılan birçok çeşitleri mevcuttur:
Serbest serim veya üzeri çakıllı, tam veya kısmen yapıştırılmış, mekanik olarak tespit edilmiş, ve ters çatı sistemi. Çatının eğimi, taşıyıcı konstrüksiyon, kimyasallarla temas durumu ve iklimsel şartlar gibi etkenler hangi sistemin kullanılacağını seçerken dikkate alınmalıdır.
  
Balastlı Sistem.
Balastlı sistem günümüzde en çok kullanılan sistemdir.Çatının bütününü oluşturan bileşenlerden ısı yalıtımı ve membran taşıyıcı konstrüksiyonun üzerine serbest serilir ve balastın ağırlığı sayesinde yerinde kalır. Kullanılan balast genellikle yaklaşık çapı 2,5 cm olan dere çakılıdır.
Membranın taşıyıcı konstrüksiyondan ayrılması ile çatının bağımsız hareketine izin vermesi ve düşük montaj maliyeti bu sistemin başlıca iki büyük avantajıdır.
Bununla birlikte, çakıl ağırlığı mevcut konstrüksiyona ek yük gelmesine neden olur ki, her çatı buna dayanacak şekilde dizayn edilmiş olmayabilir. Balastlı sistem seçilmeden önce karar verecek kişi yapının strüktürel şartlarıni değerlendirmeli ve yerleştirilecek balast ağırlığına dayanıklılığını 2. teyit etmelidir: 50-75 kg/m


Tam Yapıştırmalı Sistem.
Bu sistem eğimli çatılar kadar, balastlı sistemin getireceği yüke dayanamayacak çatılar için de idealdir. Membran özel yapıştırıcılarla temas ettiği alt katmana tamamen yapıştırılır. Tam yapıştırmalı sistem hafiftir, denetlemesi ve bakımı kolaydır ve çeşitli renklerde seçenekler sunar.
Tam yapıştırmalı sistemler genelde en pahalı tek kat sistemlerdir. Yapıştırıcı maliyeti  müteahhitin fiyatına önemli bir etki yapabilir. Kendinden yapışkanlı sistemler bu tür uygulamalarda daha çok tercih edilmektedir.
 

Mekanik Tespitli Sistem.
Mekanik tespitli sistemler hafif olmasının avantajını sunarlar. Membran altındaki katmanın üzerine serbest olarak serilir, sonrasında üreticinin önerdiği mekanik tespit elemanları ile altındaki kata tespit edilir. Mekanik tespitli sistemlerin birçok çeşidi vardır. En popüler sistemler direkt alt katmana bağlanan, alt katmanı delen sistemlerdir.

Mekanik tespitli sistemlerin bir dezavantajı, rüzgar kuvvetlerinin membranı kaldırması ve kabartması ile bağlantı noktalarında ortaya çıkan gerilmedir. Bu gerilmeleri karşılama amacıyla yapılan rüzgar yükü hesaplama ve tespit noktalarının belirlenmesi gibi teknik hizmetler firmalar arasındaki temel farklılıkları oluşturmaktadır.
 
Ters çatı sistemi.
Ters çatı sistemi geleneksel balastlı tipin bir çeşitidir. Bu sistemde, membran ısı yalıtımının altında yer alır, ve balast ısı yalıtımın üzerindeki keçenin üstünde yer alır. Yalıtım ve balast  membranı güneş ışığının etkilerinden korur, ve sıcaklık dalgalanmalarını ve termal şokları azaltır. Ters çatılar aşırı rüzgarlı bölgelerde geleneksel tiplere göre daha fazla balasta ihtiyaç duyarlar. Yaya sirkülasyonu bekleniyorsa bu tip çatılar çok iyi bir performans gösterecektir.

Tek Kat Membranların Geleceği 

İstatistikler tek kat membranlı çatıların uzun vadeli dış etkenlere maruz kaldığında iyi bir performans gösterdiğini belirtmektedir. Dünyanın bazı bölgelerinde tek kat membranların % 70-80’ lara varan oranlardaki sektör egemenliği bu gelişim ve ilerlemenin en temel kanıtını teşkil etmektedir.
Günümüzün membranlarını geliştiren bu teknoloji kuşkusuz ilerlemeye devam edecek ve daha fazla mimar, müteahhit, bina sahibi tek kat membranların sayısız avantajlarını keşfedecektir.

                              


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder